23 Ekim 2016 Pazar

Scarlet (Ay Günlükleri #2) | Kitap Yorumu

*****
Puanım: 1|1


Yazar: Marissa Meyer
Çevirmen: Deniz Arı
Yayınevi : Artemis Yayınları

TANITIM:


Dünya Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıyayken, Külkedisi İle Kırmızı Başlıklı Kız'ın Yolları Kesişecek...



Mekanik ustası sayborg Cinder hapishaneden kaçma planları yapıyor ancak bunu başarabilse bile dış dünyanın tehlikelerine karşı kendini nasıl koruyacak? 


Dünya'nın diğer ucunda, Scarlet Benoit'nın büyükannesi günlerdir kayıp. Scarlet büyükannesini bulmasına yardımcı olabilecek bir sokak savaşçısı olan Wolf'la tanıştığında, başta bu yabancıya güvenmekte tereddüt ediyor. Ne de olsa sokaklar 'kurt'larla dolu! Yolları kesişen Scarlet, Wolf ve Cinder birlikte esrarengiz bir maceraya atılırken onları bekleyen yeni bir gizemden habersizler. Şimdi üç masal kahramanı da Ay Ülkesi kraliçesinin hep bir adım önünde olmak zorunda. Çünkü kötü kalpli kraliçe, yakışıklı prensi kendi kralı ve esiri yapmak için elinden geleni ardına koymayacak. 

*****

Geçen hafta sonu bookstagram hesabıma girip de bloga girmediğim bir sürü yorum girmiştim ama yine de bir kısmı kalmıştı. Gece gece şimdi aklıma nerden esti hiç bilmiyorum, kalan yorumları giresim geldi :')

Kitabın son yaklaşık iki yüz elli sayfasını hiç ara vermeden okudum, hatta bazı bölümlerde meraktan, spoiler yemek uğruna bir sonraki bölüm başına baktım. İlk kitabın sonundan sonra zaten bu kitabın bol aksiyonlu ve heyecanlı geçeceğini tahmin etmiştim. Ama bu kadar akıcı olucağını düşünmemiştim. 


Biliyorum, çok karışık konuştum o zaman şöyle toparlayarak gidelim. Konu hakkında spoiler olmaması adına pek bişi söylemiceğim, ilk kitaptan sonra aslında bazı beklediğim olaylar oldu. Sonralarda ise işler değişti, bir sürü yeni ayrıntı öğrendik 🙈 Kitabın son bölümlerindeki olayları ise pek beklemiyordum, bazı yerlerde ağzım açık baktım sayfaya. Ama sanırım kitap boyu dudağımı ısırıp durdum 😁 Bunun en büyük sebebi her an bir heyecan, bir gizem olması. Galiba en sevdiğim yanı bu oldu, fazlaca gizem bulunduran bir seri. Ben seriyi yaklaşık bir üç dört ay önce almayı planlıyordum, bekleye bekleye bu zamana kaldı. Şimdi keşke daha önce okusaymışım diyorum 😳 


İki kitapta da ortak olarak beni rahatsız eden bir durum oldu; yazım hatası. Cinder'da ara sıra gözüme çarpsa da pek dikkatimi çekmiyordu. Ancak bu kitapta rahatsız etti beni bu hatalar. Çok büyük hatalar değil, çoğu harf hatası. Yine de tam gaz okurken insanı bazen yavaşlatabiliyorlar 😁 


 ALINTILAR GEÇİDİ 


Thorne kolunu gözlerine siper etti ve çevredeki binalara bakarak kendi etrafında döndü. Sonra kuzeye bakar halde durdu ve ensesini kaşıdı.

Cinder'in iyimserliği tuzla buz oldu. "Bana, gözüne tanıdık gelen bir şeyler bulduğunu söyle."

"Evet. Evet, buldum," dedi Thorne, elini sallayarak. "Sadece buralara gelmeyeli uzun zaman oldu."

"Biraz çabuk ol. Pek göze batmayacak bir halde olduğumuz söylenemez."
Thorne başını salladı ve yolun ilerisine doğru yürümeye başladı. "Bu taraftan."
Beş adım sonra durakladı, şöyle bir düşündü ve sonra arkasını döndü. "Hayır, hayır. Bu taraftan."
"Hapı yuttuk."
"Hayır, şimdi hatırladım. Bu taraftan."
"Aracı koyduğun yerin bir adresi falan yok mu?"
"Bir kaptan, gemisinin nerede olduğunu her zaman bilir. Bu ruhani bir bağdır."
"Keşke yanımızda bir kaptan olsaydı."

"Cinder," dedi İko, sessizce gemiyi keşfettiği birkaç dakikanın ardından. "Ben devasayım." İko'nun metalik sesinde, kolayca ayırt edilebilen bir inilti vardı.
"Sen bir gemisin, İko."
"Ama ben... Nasıl olur... Elim, görüntüleme sensörüm yokken... Ve kocaman iniş takımlarım var. Bunlar benim ayağım mı oluyor şimdi?"
"Eee, hayır. İniş takımların oluyor."
"Ah başıma gelenler! Gudubetin teki olmuşum!"
"Bu sadece geçici İko..."

"O kız benim tahmin edebileceğimden çok daha akıllı olduğunu ispatladı."
 Kai, ellerini saçlarında gezdirdi ve içinde parlayan hiç de beklemediği bir gurur kıvılcımını anında söndürdü.

"Aptalca olan şey seni korumaya çalışmam değil. Asıl aptallık, bunun bir şeyi fark ettirebileceğine inanmam."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder