12 Eylül 2016 Pazartesi

Buz Kapanı (Karanlık Zihinler #1) | Kitap Yorumu

*****
Puanım: 0.9|1


Yazar: Alexandra Bracken
Yayınevi: Parodi Yayınları
Çevirmen: Handan Sağlanmak Arlı

TANITIM:

Kabullen, uyum sağla, harekete geç. Turuncu… lider… roo… Herkes farklı bir şekilde sesleniyor bana. Oysa bir tek ben gerçekte ne olduğumu Biliyorum: bir canavar. Ve şimdi beni bekleyen zorlu bir görev var: Virüsün kaynağını açık eden çok gizli Bir bilgiye ulaşmak… Ve bu… bir zamanlar bana nefesim kadar yakın olan birinin ellerinde… Şimdi bir tercih yapmak zorundayım. Ya kalbimi özgür bırakacak ya da Karanlık zihinleri aydınlığa Kavuşturacağım…

*****


Ateş Çemberi'ne hemen başlamamak için kendimi çok zor tutuyorum 🙅 Dün gece gözlerim yana yana sabahlayarak bitirdim, ortalardan sonra zaten elimden bırakmak mümkün olmadı. Gözlerim şu anda bu kadar yanmasa gidip seriyi bitiriceğim de neyse -,-



Şimdi, ilk kitabı okumayıp spoiler yemek istemeyenlerden ricam bir sonraki paragrafa geçmeniz. Sonra uyarmadı demeyin :') Eveeet, şimdi rahat rahat ilk kitabın sonundan ve bu kitapta olayların nasıl geliştiğinden bahsedersek; açıkçası Karanlık Zihinler'i bitirdiğimde Ruby'ye yaptığından dolayı az kızıp sinirlenmedim. Buz Kapanı'nda da ilk başlarda o yüzden ona karşı bir soğuklukla okusam da kararının arkasındaki fedakarlığı gitgide daha fazla hissettim. Tabi, Liam'a hiçbir seçim hakkı bırakmadan böyle bir şey yapması yüzünden bana göre içinde az da olsa bir yellozluk var ama yer yer neden yaptığını gayet iyi anlayıp en sonunda ona hak verirken buldum kendimi. Kitaba başlamadan içimde büyük bir korku vardı; Liam ile bir daha bir araya gelebilecek mi diye ama sonlara doğru bu konuda da içim rahat etti.





Spoiler tehlike çanları artık çalmıyor, o yüzden rahatça okuyabilirsiniz. Serinin en sevdiğim yönü her şeyi dozunda vermesi. Aşktan fantastik olaylara, aksiyondan dostluğa her şey yerli yerinde ne eksik ne fazlaydı. Bana göre 2.kitapta ilk kitaba nazaran daha fazla olay vardı, ya da şöyle söyliyim bu kitapta bazı olayların perde arkasını ve iç yüzünü öğreniyoruz. Ayrıca kitapta birçok sürpriz oldu ki bunlar da sizi her an olayın içinde ve heyecanlı tutuyor. Seriye yeni karakterler de eklenerek gidişat daha da hareketleniyor. 



Serinin son kitabını aslında acayip merak ediyorum, bir yandan da seriye, karakterlere veda etmeyi hiç istemiyorum 😳 Geceye doğru başlıyacağım bakalım. Kısacası ilk kitaptan sonra bırakmamanız gereken bir seri. Ki zaten çoğu kişi seriyi okudu bitirdi ben anca okuyorum ama olsundu 😪




 ALINTILAR GEÇİDİ 


Chubs'ın cümlesini bitirmesine gerek yoktu. Onlarla karşılaştığımda ne durumda olduğumu hatırlıyordum: Paramparça olmuş, korkak bir kız. Ne giyecek bir yerim ne de bir yakınım vardı. Belki de hâlâ o kızdım ve hep öyle kalacaktım. Ama şimdi en azından kendimi yeniden inşa ediyordum. Parça parça.

Liam başını hafifçe eğerek onayladı ve kısa bir iç çekişle gözlerini kapadı. Alnına düşen buklelerini düzeltmek için uzandığım sırada bana dönerek dudaklarını araladı. "Sen... çok güzelsin. Adın... ne?"
Ağzından dökülen kelimeler kalbimi durduracaktı ama bu kadar anlamlı bir cümle kurmasına hazırlıksız yakalandığımdan cevap vermem biraz zaman aldı.
"Ruby," diye tekrarladı o tatlı güneyli aksanıyla. Tıpkı Rolling Stones'un şarkısı 'Ruby Tuesday' gibi. Güzelmiş."

Elinde hiçbir şey kalmayınca sarılabileceğin tek bir şey vardır: Umut

Bazen panik içinde oraya buraya koşuşturan, dikkatsizce davranan ve istemeden bir şeyleri yıkan sen olursun. Bazen de hayat yapar bunu ve bundan kaçamazsın. Seni ezip geçer; çünkü seni sınamak ister.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder