25 Ağustos 2016 Perşembe

Karanlık Zihinler (Karanlık Zihinler #1) | Kitap Yorumu

Dün gece yarısı bitirdim kitabı ve o sonu?! Bir yanım Ruby'e amansızca kızarken, bir yanım bunu yapması en iyisiydi diye düşünüyor. Bir sonuca varamayacağım bir duygu ikileminde kaldım anlayacağınız 🙅 Sonunu bir kenara koyup kitabın tamamı hakkında konuşayım.


*****

Puanım: 0.9|1


Yazar: Alexandra Bracken 
Çevirmen: Handan Sağlanmak
Yayınevi: Parodi Yayınları

TANITIM:

Adım Ruby.
Hepinizden farklıyım.
Aklınızın derinliklerinde gezinebilir, 
anılarınızı hiç yaşamamışsınız gibi silebilirim.
Henüz on yaşındayken Thurmond'daki bu rehabilitasyon kampına gönderildim. Hem de kendi ailem tarafından...
Burada her adımımız izleniyor, nefes alış verişlerimiz bile.
Yalnız değilim.
Maviler... Yeşiller... Turuncular...
Sarılar ve Kırmızılar...
Karanlık Zihinler...
Ve yaşamak için saklanmak zorunda kalanlar
Ve kaçanlar... 

*****







 Benim okumaktan en zevk aldığım tür distopya. Bu kitap da bu türde en beğendiklerim arasına girdi. Kitabın konusundan bahsedersek; Dünyada çocukları etkileyen bir salgın hastalık oluşuyor. Bu hastalığa kapılan çocuklar ya ölüyorlar ya da bazı özel yetenekleri oluyor. Ama bu yetenekleri yetişkinler tehlikeli görüyorlar. Ve Başkan Gray'in kararıyla Psi Özel Kuvvet oluşturuluyor. -Bu arada Psi, Yunan alfabesinde bir harfmiş. Kitabın kapağındaki şekil.- Psi Grubu, bu çocukları ya alıkoyuyorlar ya da zaten aileleri teslim ediyor. Çocuklar bir teste girip sınıflandırılıyorlar. Beş renk grubuna ayrılıyorlar. Maviler telekineziye sahip, Kırmızıların ateş kontrolü bulunuyor, Sarılar elektriği kontrol edebiliyor, Yeşiller üstün zekalı ve Turuncuların zihin kontrolü yeteneği var. Distopyalarda kişilerin belli sınıflarına bölünmesi yeteneklerine göre olunca daha çok hoşuma gidiyor. 



Peki esas kızımız Ruby ile nasıl tanışıyoruz? Kendisi bir Turuncu olmasına rağmen onu test eden doktorun zihnine Yeşil olduğu düşüncesini yerleştiren bir kız. Ha, şunu söylemeyi unuttum. Kampta Turuncu, Sarı ve Kırmızlar tehdit olarak algılanıp ya öldürüyorlar ya da deneylere kurban gidiyorlar. Bu yüzden Ruby'nin içinde -kendisinin bile olmadığını sandığı bir- kaçma duygusunun olması en normal şey sanırım. Ruby bu kampların en büyük ve en acımasız kampı olan Thurmond'da kalıyor ve yeteneklilerin etkilendiği Olay Yatıştırma Mekanizması'nda kullanılan Beyaz Gürültü'nün kulaklarına ulaşmasıyla başlıyor kitap. En baştan en sona kadar hiç soluk aldırmadan ilerliyor. Kitabın en sevdiğim noktası da bu oldu; heyecanın hiç eksik olmaması. 



Diğer karakterlerden bahsedersek; Ruby kamptan ayrıldıktan sonra 3 kişi sayesinde kurtluyor aslında; Mavi olan Liam ve Chubs ile bir Sarı olan Zu. Liam esas oğlanımız, kitapta Ruby ile yakınlaşmalarını okuyoruz yer yer. Bir de ileride karşımıza çıkan önemli bir karakter olan Clancy var, o da Ruby gibi bir Turuncu. En başından beri ısınamadım ona ki çoğu onun hakkındaki yargımda haklı çıktım. Daha fazla konuşursam bayağı spoiler çıkıcak ağzımdan. Kısacası; heyecanı hiç eksik olmayan bir distopya arıyorsanız tam size göre 🌝

 ALINTILAR GEÇİDİ 

Zihninizdeki düşüncenin gerçekten sizin mi yoksa bir başkasının zihninden gelen istemsiz bir anı mı olduğunu ayırt edemediğinizi düşünün.

Hayal kurmak sonunda hayal kırıklığına, hayal kırıklığı da öyle kolayca atlatılamayan sıkıntılı bunalımlara yol açardı. Siyaha yem olmaktansa grinin sınırlarında kalmak daha iyiydi.

Neden yalan söylediğimi bilmiyorum. Sanırım gerçeğin kendisinden daha kolay olduğu için.

Bir fabrikayı yok edebilirsin ama hemen ardından bir yenisini inşa ederler. Ancak yok edilen şey bir hayat olduğunda bunun geri dönüşü yoktur. O insanı geri getiremezsin.

En karanlık zihinler,en beklenmedik yüzlerin arkasında gizlenme eğilimindedirler.

"Ruby, bana birlikte olmamamız için sadece tek bir sebep göster ve ben de sana neden beraber olmamız gerektiğini gösteren yüzlercesini söyleyeyim."

"Biliyor musun... beni o kadar mutlu ediyorsun ki bazen nefes almayı unutuyorum. Sana bakıyorum ve kalbim öyle sıkışıyor ki... ve sanki aklımı zapt eden tek düşünce uzanıp seni öpmek."

"Bunun kulağa oldukça klişe geleceğini biliyorum ama... başımıza açılan onca beladan çıkan güzel bir sonuç varsa o da seninle tanışmış olmamdı. Hepsini yeniden yaşayabilirim... Sonunda seninle tanışacaksam eğer, hepsini yeniden yaşamayı göze alırdım."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder