29 Haziran 2016 Çarşamba

Uyumsuz Serisi | Kitap Yorumu

Herkese merhaba! Dün ülkede çok üzücü bir olay yaşandı, ama sanırım elimizden dua etmekten başka bir şey gelmiyor ne yazık ki :'( Patlamada vefat edenlere Allah'tan rahmet, yaralılara ise acil şifa diliyorum.

[Her ne kadar bu yorumu bugün yayınlamayı pek istemesem de bayağıdır erteliyorum o yüzden daha fazla bekletmemek adına bugün paylaşıcağım ^^]



Uyumsuz serisinin son iki kitabı yaklaşık bir yıldır elimdeydi ve ben de geçen yaptığım alışverişimde serinin ilk kitabını alarak tamamlamış oldum. Tamamlar tamamlamaz da seriyi araya hiç kitap sokmadan bitirdim. Şimdi diyeceksiniz ki; neden ilk serinin birinci kitabını almadın? Güzel soru :') Fakat tam bir cevabı yok. Yani şöyle, bir yıl önceki alışverişimde sepete eklediğimi sanarken unutmuşum ve bu böyle tam bir yıl kaldı. Hikayenin sonu -the end- 

Şimdi benim bu hüzün dolu hikayemi  okuduğunuza göre artık yorumuma geçebiliriz. Sanırım kendi düşüncelerimi söylemeden önce kitabın konusunu -arka kapak yazısını- paylaşayım ^^

*****

Tanıtım:

Beatrice Prior'ın Chicago'sunda toplum, her biri belli bir erdemi yaşatmaya adanmış beş topluluğa bölünmüş durumda. Dürüstlük, Fedakarlık, Cesurluk, Dostluk ve Bilgelik. 

Her yıl, belli bir günde bütün on altı yaşındakiler, hayatlarının geri kalanında birlikte yaşayacakları grubu seçmek zorunda. 

Beatrice, hem ailesiyle kalmak, hem de kendi benliğini bulmak istiyor ama ikisini birden seçemez. 

Bu nedenle kendisi dahil, herkesi şaşırtan bir seçim yapıyor.

Genç yazar Veronica Roth heyecanlı seçimler, kalp kıran ihanetler, kan donduran sonuçlar ve beklenmedik aşklarla dolu karanlık bir geleceği anlatan gerilim serisinin ilk kitabıyla edebiyat sahnesine çıkıyor!

*****

Tanıtımı da okuduğunuza göre artık seri hakkında az çok bir bilginiz var. Yoksa okumadan atladınız mı? Neyse, pek gereği yok çünkü yorumu kitabın konusuna bile inmeden yapıcağım çünkü en ufak bir spoiler bile vermek istemiyorum. Biliyirsiniz, hipsi sizin iyiliğiniz için :D

Öncelikle şunu söylemeliyim ki benim sevdiğim türler arasında en başta fantastik ve aşk türleri geliyor. Bu seri de fantastik ve aşk karışımı olunca benim kaçınılmaz beğeneceğim bir seri oldu. 

Serinin ilk iki kitabını Tris'in -baş karakterimiz- ağzından dinliyoruz, sadece son kitap Yandaş'ta ara ara Tobias'ın anlatımları da ekleniyor. Zaten eğer kızsanız, seri boyu Four'a -Tobias- aşık olmamanız imkansız gibi bir şey. Belki biraz abartmış olabilirim ama ben fazlasıyla aşık olduğum için ona karşı duygularımı ve düşüncelerimi pek kontrol edemiyorum. Yani seri bittikten sonra evde "Four gel beni al!" diye dolaşmanız yüksek ihtimal. Eklemeden geçmiyim; kendisi enişteniz olur ona göre yani evde öyle filan gezmeyin. Şuraya da kondurayım : Four <3 Ben


Baş karakterimiz, olayların hep içinde olan Tris'e gelirsek sanırım bugüne dek okuduğum kitaplar arasında en sevdiğim kız karakter kendileri oldu. Bazı yerlerde kendisine bayağı öfkelensem ve bazı hareketlerine hiçbir anlam veremesem de o her zaman kendinden emin güçlü duruşuyla ona hayran bırakıyor beni.  Her ne kadar bencil bir insan olduğunu düşünse de bence kesinlikle tam bir fedakar. Başkaları için kendi hayatını riske atmaya bayılıyor. -hafiften bir gönderme-



Kitapta bir de baş karakterlerden Tris'in Caleb adında bir erkek kardeşi var, daha doğrusu ağabeyi. Filmde bayağı sevsem de kitapta tam nefret etmelik bir tip. Gördüğüm yerde boğazlayasım geliyor.

Karakter analizini bir köşeye bırakırsak; seride en sevdiğim kitap ilk kitaptı. Filminden de fazla sevdim kitabı. Yani diğer kitaplar adına beklentimi bayağı yükseltti. Ardından hüsran... Serinin ikinci kitabı Kuralsız'ı pek sevemedim. Zaten en zor o bitti. Okumak için kendimi zorladım resmen, çoğu yerde yazara bazı minik kötü sözler geçirmiş olabilirim içimden. Kesinlikle bu kitabın filmi daha güzeldi. Zaten ikinci film bayağı farklı kitaptan. Kitapta sanki bazı şeyler eksik gibi geldi. Üçüncü kitaba ışınlanırsak son 30 sayfaya kadar ilk ile ikinci kitap arasında bir yerde beğendiğim şekilde ilerlerken o son sayfalar...

Spoiler alarmı diyip hemen konuyu kapatıyoruz. Kitaptaki farklı şeylerden bahsedelim biraz, mesela topluluklardan. Yer yer acaba ben hangisi seçerdim diye düşünmedim değil :)



Biraz da filmlerden bahsedersek ben daha 2 filmi izledim. Bu yıl çıkan Yandaş'ın ilk partını hala izlemedim. İki filmi de bayağı sevmiştim, o yüzden kalan filmleri de seveceğimden hiç kuşku duymuyorum. En kısa izliceğim o kalan filmi de ^^



Serinin bir de 'Dört' adında koleksiyon kitabı var, tamamı Four'un ağzından anlatılıyor. Onu almadım ki alır mıyım pek bilmiyorum, pdf olarak okuyacağım gibi. 


Daha fazla uzatmadan kaçayım ben, eğer fantastik ve aşkın karışımını seviyorsanız bayılacağınız türde bir kitap. Fazlasıyla akıcı ve özellikle yaz aylarında hemencecik bitebilecek bir seri. 

Seriye puanım >> 0.9|1 

Kitaplara >> 1 - 0.7 - 0.8|1


 Alıntılar Geçidi 

Tehlikeli şeyler yaparız ve insanlar ölür. İnsanlar ölür ve biz yine tehlikeli şeyler yaparız.

"Ben önemli falan değilim. Herkes ben olmadan da yaşayabilir." diyorum.
"Herkesten bana ne? Ben nasıl yaşayacağım ?"

"Bunu bilmene şaşırdım." diyorum sessizce, "çünkü tek dövüşümün ortasında salondan çıkıp gittin."
"Seyretmek isteyebileceğim bir şey değildi.
"

"Dört sana ne söyledi?" diye soruyor Christina.
"Hiç." diyorum. "Sarhoştu. O yüzden sırıttım. Bu... yani onu böyle görmek çok komik."
"Doğru," diyor Will."Yoksa ona karşı..."
Sözünü bitirmeden Will'in kaburgalarına dirseğimi geçiriyorum.

"İyi misin?" diye soruyor.
"Buna bir kez daha cevap vermek zorunda kalırsam kusacağım," diyorum.

"Tabanca yanında mı?" diye soruyor Peter, Tobias'a.
"Hayır," diyor Tobias. "Kurşunları burun deliklerimden atarım diye düşündüm, o yüzden tabancayı yukarıda bıraktım."




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder