2 Mart 2016 Çarşamba

Kurtlara Söyle Eve Döndüm || Kitap Yorumu

Merhabalar! Nasılsınız? Ben biraz hasta, biraz yorgunum. Ve şubat ayını sadece 3 kitapla kapamış olmanın suçluluğu var üstümde.:'( Bu yüzden de ayrı bir yazıda belirtmek istemedim. Şubat ayında; Benim Uzak Güneşim, Marslı ve Kurtlara Söyle Eve Döndüm adlı kitapları okudum. Marslı yorumunu azıcık aşağıda bulabilirsiniz zaten. ^^ Şimdi KSED'in yakın bir zamanda da Benim Uzak Güneşim'in yorumunu girmeyi düşünüyorum.

*****
Puanım: 1|1


 

Kitap Adı: Kurtlara Söyle Eve Döndüm
Yazar: Carol Rifka Brunt
Yayın Adı: Martı

Tanıtım:

Aşk insanı büyütür; önce hissettirdiği tarifsiz mutluluk sonra kaybetmenin verdiği derin acıyla...

Günün birinde kimselere bahsedemeyeceğiniz türde bir sevgiye kapılırsanız?

En derine gömmeniz gereken ve ne kadar uğraşsanız da bir türlü peşinizi bırakmayan. Yok olup gideceğine zamanla daha da büyüyerek varlığınızı kaplayan ve sonunda ta kendiniz olup size dönüşen bir sevgiye?

Her bitişin yeni başlangıçlara açılan bir kapı olduğunu hatırlatan Kurtlara Söyle Eve Döndüm, önyargıların yalnızca gerçek sevgiye boyun eğdiğinin de güzel bir kanıtı...

*****

İlk olarak şunu söylemeliyim ki ne kapaktan ne de kitabın isminden böyle bir konu bekliyordum. Okumaya devam ettikçe şaşkınlığım arttı. Kitapta June ve Greta adında iki kız kardeş var. Hikayeyi anlatan kişi de baş karakterimiz June. Greta'nın sosyalliğinin aksine June tam zıttı karakterde. Hiç arkadaşı olmayan ve acayip derecede orta çağ takıntılı biri. Bu iki kız kardeş birbirlerinin en yakın arkadaşlarılar, ta ki June ve Finn birlikte çok fazla vakit geçirmeye başlayana kadar. Finn dayıları ve aynı zamanda June'un vaftiz babası. Çok yetenekli bir ressam. Zaten kitabın en başından beri bahsi geçen bir tabloyu yapıyor. Tablonun adı; Kurtlara Söyle Eve Döndüm. Tabloda iki kız kardeş var.

"Her gece odanda ne dinlediğini bilmediğimi mi sanıyorsun? Requiem'den haberim olmadığını mı? O müziği Finn'e ilk kim dinletti sanıyorsun? Güzel şeylerden anlayan bir tek o değil."

Olaylar bunların etrafında gelişmekle birlikte her bölümde karşımıza yeni bilgiler ve sırlar çıkıyor. Tabularımı ve ön yargılarımı yerle bir eden bir kitap oldu benim için. İlk başta 14 yaşındaki bir kızın dayısına olan hayranlığını garipsemiş ve oldukça tuhaf bulmuştum. Fakat okudukça bu kalpten olan saf sevgi beni oldukça etkiledi. 

Kitabın içinde göremediğimiz belki de görmezden geldiğimiz başka birçok nokta daha var. En hayran kaldığım şeylerden biri de June'un yaşının çok üstünde olan olgunluğuydu. Karşınızda 14 yaşında biri varmış gibi hissetmiyorsunuz hiçbir zaman. Bunun yanı sıra June'un orta çağa olan merakı benim de dikkatimi çekti. Sanırım onun da o dönemi sevmesinin başlıca bir nedeni orta çağın oldukça gizemli olması.

''Yalnızca dünyanın en mutsuz insanları sonsuza dek yaşamayı ister, çünkü hayatları boyunca istedikleri hiçbir şeyi yapamadıklarını düşünürler. Yeterince zamanları olmadığını, hayattan paylarına düşeni alamadıklarını hissederler.'' 

Eğer tabularınızı yıkmak ve gerçekten farklı bir kitap okumak istiyorsanız geç kalmadan hemen alıp okuyun. Özgün kurgusu ve akıcı anlatımıyla insanı büyüleyen bir eser. Puan kıracak bir nokta bulamıyorum ve 1 puan veriyorum :)


Bunlar da kitabın farklı kapakları ^^

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder