30 Ocak 2016 Cumartesi

Her Gün | Kitap Yorumu

Merhaba! Yaklaşık 5 gün önce Her Gün'ü bitirmiştim ve üstünden daha da geçmeden yorumunu paylaşmak istedim. Kitap bayağı elimde süründü ki ocak ayının yarısı onunla geçti. Bunun nedeni kitap değil sanırım benim "Reading Slump" dönemi yaşamam. Bu ay bu yüzden çok verimli geçmedi ki utanarak söylüyorum daha 4 kitap bitirdim ve ay bitmeden bir kitap daha okuyarak en azından beş yapmak istiyorum :'(
*****
Puanım: 0.8

Tür: Genç Yetişkin
Goodreads Puanı: 4.00
Orijinal Adı: Every Day
Sayfa Sayısı: 336
Baskı Yılı: 2015

(TANITIM)

 Her gün farklı bedende. Her gün farklı hayatta. Her gün aynı kıza âşık.

Uyandım. Anında kim olduğumu anlamam gerekti. Mesele sadece bedenim de değil… gözlerimi açtığımda kolumun renginin açık mı koyu mu olduğu, saçımın uzun mu kısa mı olduğu, şişman mı zayıf mı olduğum, kız mı erkek mi olduğum, yara bere içinde mi yoksa pürüzsüz mü olduğum… Her sabah farklı bir bedende uyanıyorsanız, vücut en kolay alışılan şey. Kavraması güç olabilen ise bedenin önceden yaşamış olduğu HAYAT. Her gün başka biriyim. Ben, kendimim; kendim olduğumu biliyorum ama ayrıca başka biriyim de. Hep böyle olageldi.

*****
Daha önce David Levithan’ın hiç kitabını okumamıştım ve Her Gün ilk oldu. Kitabın konusu tanıtımdan anlaşılıyor aslında. Ben de biraz değinirsem; karakterimiz A her gün başka bir bedende uyanıyor ve bu bedenlerin yaşantısında bir değişiklik yapmamaya çalışarak o bedeni terk ediyor. Yani hayatını bir misafir gibi sürdürüyor ki aşık olduktan sonra işler değişiyor. Rhiannon'dan sonra A'nın yaşadıkları başka bir hal alıyor.

Kitabın kurgusu zaten çok hoşuma gitmişti, bu şekilde değişik konular insanı kendine çekiyor. Yazarın kurguyu bu gizemli havayı dağıtmadan sürdürmesi de çok güzeldi. Kitap benim Rs dönemime denk gelmese çok kısa bir sürede biterdi. 

Kitabın en sevdiğim yanı her gün tamamen birbirine farklı olan bedenlerde uyanmasıydı. A'nın bir cinsiyetinin olmamasıyla beraber kitap birçok yerde ilişkilerdeki cinsiyet ayrımına dair mesaj içeriyor. Sadece bu konuda değil daha birçok konuda sade anlatımıyla bazı şeyleri çok iyi özetleyerek ders çıkarmamızı sağlayan bir kitap.

Ben kitaplardaki cümlelerin altını çizme veya post-it yapıştırma gibi işlemleri sevmeyen ve uygulamayan bir insanım -üşengecim demiyor da-. Fakat post-it yapıştırsaydım post-itlerden kitap gözükmezdi sanırım. Anlamlı ve felsefik bir çok cümle geçiyor.En sevdiklerimden biri de buydu :)

''Zeki insanlar parodisini yapıyorsa, daha az zeki olanların inandığının kesin kanıtıdır.''


Kitabın sevmediğim yönlerine gelirsek cümlelerin ruhsuzluğu diyebilirim. Bunun nedeni belki de A'nın kendine ait bir yaşamı olmadığından olabilir fakat çok hoşuma gitmedi. Duygulardan arındırılmış gibi geldi bana çoğu yerde. Bir de o sonu..... Sanırım belirsiz sonlara bedenime aykırı. Bu yüzden ilk başta daha bittiğini anlamamıştım. O "Teşekkürler" yazısını gördüğümde işi çaktım -gece uyku sersemiydi -. 

Eğer sade anlatımının yanı sıra içinde birçok mesaj barındıran ve sürükleyici bir kitap istiyrsanız tam size göre. Bana göre şans verilmesi gereken bir kitap. Kararsızlık yaşıyorsanız bekletmeden alın derim. 

Bu da kitabın orjinal kapağı sanırım -keşke iyi İngilizce bileydim diyor- ;


 Kitaba yapılan bir fanmade çalışması, baktıkça gülesim geliyor. :D


Bir de kitaba bir tanıtım videosu yapılmış :)


Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!

XOXO,
Kitapseverhayalperest.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder