12 Temmuz 2017 Çarşamba

Ölmek İçin 13 Sebep | Kitap ve Dizi Yorumu

Aslında, birçok yönden gecikmiş bir yorum ile karşınızdayım. Dizisini daha ilk çıktığı zamanlarda izlemiştim, kitabını da okuyalı 2-3 hafta oldu :o Bakalım, bende ne izler bırakmışlar?

*****
Puanım: 0.9|1



Yazar: Jay Asher

Çevirmen: Müge Atalay

Yayınevi: Artemis


Tanıtım:

Geleceği stop tuşu ile durduramazsınız. Geçmişi geri saramazsınız. Sırrı öğrenmenin tek yolu  ... play’e basmak.
Hannah Baker ölmeden önce birkaç kaset doldurmuştu. İntiharının nedeni olarak gördüğü kişilerin adları bu kasetlerde gizliydi. ClayJensen, Hannah’nın doldurduğu kasetlerle ilgili hiçbir şeye karışmak istemiyordu. Hannah ölmüştü. Sırları da onunla birlikte gömülmeliydi.
Ancak Hannah’nın sesi, Clay’e kasetlerde onun da adının geçtiğini söyledi. Clay gece boyunca kasetleri dinledi.
... Öğrendiği şey, hayatını sonsuza dek değiştirecekti.
Clay Jensen’ın ilk aşkının son sözleri.
*****
Okuyalı üzerinden iki üç hafta geçmesine rağmen yorumu şimdi paylaşıyorum, bu hem üşengeçlik hem de kafamda kitap hakkındaki hislerimi toparlayamamamdan. Kitapta verilmek istenen mesaj gerçekten çok anlamlı. Aslında, bilerek ya da bilmeyerek etrafımızdaki insanların hayatına ne kadar çok müdahale ettiğimizi, küçücük bir sözün bile insanı ne denli etkileyebileceğini, bizim için anlık olan bazı davranışların karşımızdaki insanda yaralar açabileceğini en güzel şekilde anlatıyor. Verilmek istenen mesaj verilmiş mi? Bana kalırsa, büyük ölçüde verilmiş.

Ben kitabını okumadan önce herkes methettiği için dizisini izlemiştim o yüzden neler olacak/bitecek biliyordum. Şimdi biraz da diziden bahsetmek istiyorum ^.^ Oyuncuların çoğunu bu diziden önce tanımıyordum, bence gayet iyi oynadılar. Rolünün hakkını veremeyen oyuncu yoktu bana kalırsa. Bu kadar konuştum, konudan hiç bahsetmemişim meğer. Hemen kısa bir özet geçeyim :') Genç bir kızın şaşırtıcı intiharının ardından sınıf arkadaşı, onun trajik seçiminin üzerindeki gizemi kaldıran kasetler alır. Netflix'te tam olarak bu yazıyor. Biraz daha açmam gerekirse; Hannah Baker intiharından önce bunun 13 sebebini kasetlere kaydetmiş ve o öldükten sonra bu kasetler sırayla, kasetlerde yer alan herkese gönderilmektedir.


Gençlik dizisi olarak geçse de bence her yaşa hitap eden, her yaştaki insanların kendileri için farklı anlamlar çıkarabileceği bir dizi. Kitapla az sonra ufak da olsa bir karşılaştırma yapacağım ancak kitaptan bağımsız olarak birkaç şey söylemek istiyorum. Bence buram buram kalite, emek ve özen kokuyordu. Her sahne, efekt, kıyafet özenle seçilmiş gibi. Hele ki Hannah yaşarken ekran canlı renklerde olurken, şimdiki zaman anlatıldığında soğuk bir renk kullanılması gibi küçük detaylar. Eğer diziyi kendinizi vererek izlerseniz sonlara doğru insanın psikolojisini acayip derecede etkiliyor ve duygularınızı -ve sizi- paramparça ediyor. Hannah'ın bahsettiği o çığ adeta sizin üstünüzden de geçiyor.


 Diziyi sevdiğimden kitabı da okumak istedim ve iyi ki de okumuşum. İkisi de ayrı bir güzeldi bence, kitaptaki karakterlerin duygularını diziyi izlerken bizzat görmemiz daha iyi anlamamızı sağlıyordu. Bir de dizide bazı duyguların daha iyi verilmiş, daha doğrusu izleyiciye daha iyi geçirilmiş olduğunu düşünüyorum. Kitapta bazı kısımlar havada kalıyor sanki, ya da ben ilk olarak diziyi izlemiş olduğum için de öyle hissetmiş olabilirim. 


En sevdiğim karakterlerden biri kesinlikle Jess'ti, izleyip de sevmeyen yoktur bence :') Kitapla en büyük farklılıklardan biri de bu, kitapta böyle geçmiyor. Dizide görmek güzeldi.


Ah şu sahne... Hele bu sahnede çalan müzik, hala dinliyorum. Şarkının adı "The Night We Met ", kesinlikle dinleyin! Dizide izlemeyi en sevdiğim şey, sanırım Clay'in hayalleriydi :))


Diğer karakterlerden öyle çok bahsetmedim; çokça nefret ettiğim iki karakter var. İzleyenler/okuyanlar zaten tahmin etmiştir; Bryce ve Courtney. Bu ikisini bir kaşık suda boğasım var o derece, o yüzden onlardan bahsedip de bu yorumun güzelliğini bozmak istemiyorum, hıh. Zach, Alex ise şimdiye dek bahsettiğim karakterler dışında sevdiklerim. Diğerlerine karşı nötrüm, tabi diziye başlamadan Justin'in yakışıklılığı beni bayağı etkilemişti. Ama kim etkilenmez mi şimdi bundan?


Tam bunu söylemeyi unutuyordum, bana asıl en farklı gelen şey ise Clay karakteriydi. Dizide çok yoğun, daha duygusal bir Clay görmemize rağmen kitapta o kadar değildi. Dizide birçok nokta değiştirilmiş haliyle. E, hangisi daha iyi derseniz; ikisi de güzel. Hem izleyin hem de okuyun derim! Ay, beni en çok şaşırtan Clay'i oynayan Dylan Prison Break'te Michael'ın küçüklüğünü canlandırmış önceden :o


Şimdiii sıra en sevdiğim kısımda, sevdiğim gifler/sahneler/replikleri paylaşmada *-*








  



Ve, fotoğraf çekiminden en sevdiklerim *-*





Tabi bir de son olarak kitaptan alıntılar paylaşmazsam olmaz.

 ALINTILAR GEÇİDİ 

İntihar. Bu, bir süredir düşündüğüm bir şey. 
Çok ciddi değilim ama yine de düşünüyorum.

İnsanların düşüncelerini duyabilme yeteneğiniz olsun ister miydiniz?
Tabii ki isterdiniz. Herkes bu soruya evet diye cevap verir. 
Ta ki bunu iyice düşünene dek. 
Örneğin, ya insanlar sizin düşüncelerinizi duyabilseydi?
Ya düşüncelerinizi... şimdi duyabilselerdi.

İşte şiirleri bu yüzden seviyorum. Ne kadar soyut olurlarsa o kadar iyi.
Şairin neden bahsettiğini anlayamadığınız şeyler.
Aklınıza bir fikir geliyor ama emin olamıyorsunuz.
Yüzde yüz değil. Özellikle seçilmiş her bir kelimenin milyonlarca farklı anlamı olabilir.
Başka bir şeyin yerine kullanılmış bir sembol mü?
Ardında gizli, daha büyük bir mecaz mı var?

Geçmişi yeniden yazamazsınız.

Ya olduğunu umduğum kişi değilsen ne olacaktı.? 
Böylesi, beni her şeyden çok üzerdi...

Eğer sizi ağlatan bir şarkı duyarsanız ve artık ağlamak istemiyorsanız, o şarkıyı daha fazla dinlemezsiniz.
Ama kendinizden kaçamazsınız.
Kendinizi daha fazla görmemeye karar veremezsiniz.
Kafanızdaki gürültünün sesini kısmaya, onu kapatmaya karar veremezsiniz.

Vazgeçen birini dinliyorum. Tanıdığım biri. Hoşlandığım biri.Dinliyorum. Ama yine de çok geç kaldım.

Sanırım olay bu. Kimse, diğer insanların hayatını ne kadar etkilediğini bilmiyor. Çoğu zaman hiçbir fikrimiz yok. Ama yine de şartlan zorluyoruz..

11 Temmuz 2017 Salı

Sahte Krallık (Six of Crows #2) | Kitap Yorumu

Kitap yorumu girmeyeli bayağı bir oldu, bu güzel kitapla yeniden burada da kitap yorumu paylaşmaya başlıyorum ^.^

*****
Puanım: 1|1



Yazar: Leigh Bardugo
Çevirmen: Ömer Mülazım
Yayınevi: Novella Dinamik

Tanıtım:

Koşullar her zamankinden daha zor, kaybedilecek şeyler ise daha değerli.
Kaz Brekker ve ekibi, hayatta kalacaklarına inanmadıkları bir soygunun üstesinden gelmeyi başarır. Fakat büyük ödülü paylaşamadan kendilerini tekrar ölüm kalım savaşının ortasında bulurlar.
 Grisha dünyasının kaderi, şehrin karanlık sokaklarındaki intikam savaşına bağlıdır.
 Kaz ve ekibinin ise ne pahasına olursa olsun bu savaşı kazanmaktan başka çaresi yoktur.

19 Haziran 2017 Pazartesi

Son Zamanlarda Neler Okuyorum, Neler İzliyorum?

Selam! Tam şimdi bir filmi bitirip yazının başına oturdum. E, malum yaz geldi ben de kendimi dizi/film/kitap üçlüsüne boğdum :> Yaz gelmeden hazırladığım listeleri bitirmeye çalışacağım bakalım. Şimdi sizlere; şu son birkaç haftada neler okudum/izledim onlardan bahsedeceğiim 😚

DİZİLER


Daha yaz gelmeden izlemek istediğim birçok diziye başladım, bazılarını bitirdim bile. Bakalım hangilerini sevdim, hangileri favorim oldu?

12 Haziran 2017 Pazartesi

Chicago Typewriter | Dizi Yorumu

Selaaam! Tam 5 aydır buralarda yokum, çünkü okul zamanı ne düzgün dizi izleyebildim ne kitap okuyabildim. Yaz gelinceyse, bir sürü diziye başladım! Şimdi, geçen gün bitirdiğim dizi hakkında biraz gevezelik yapacağım *-*


Konusu: 1930'lu yıllarda Japon sömürgesi altında yaşayan Güney Koreli 3 kişinin reankarnasyon ile günümüze gelmesini konu almaktadır. Bu üç kişiden birisi kitapları çok satan bir yazar, diğer rumuz ile yazılar kaleme alan gizemli bir yazar ve bir diğer ise bu kitapları çok satan yazarın anti-fanıdır.

22 Ocak 2017 Pazar

Goblin | Dizi Yorumu




Büyük bir boşluk. Az önce final bölümünü de izleyip Goblin'i bitirmemle hissettiğim tam olarak bu; büyük bir boşluk. Öyle bir hal ki bu, şimdi listemde ki hangi diziyi izlesem dolmayacak gibi hissediyorum. Arkada dizinin Ost playlisti açık, gözlerim yaşlı, ekranı buğulu görerek yazıyorum bu satırları. Aslında böyle bir düşüncem yoktu, ancak hüznümü az da olsa azaltmak için böyle bir şeye başvurdum.

Ne söylesem, ne yazsam hakkını veremeyeceğim gibi hissediyorum. Hislerin boynu bükülüyor, dökünce yazıya. Yine de bugüne dek izlediklerim arasında tahta oturan bu dizi hakkında birkaç şey karalamak istiyorum. Dizi hakkındaki dolu dolu duygularımı aktarıp ardından konuyu ekleyip, sizi diziden kesitlerle başbaşa bırakırım.

21 Ocak 2017 Cumartesi

Cheese in the Trap | Dizi ve Webtoon Yorumu

Kocccaaaman selamlar!
Blogu ne kadar boşladığımın farkındayım, ancak her yorumu hem instagramda hem burada paylaşmak gerçekten yorucu. Ben de ara sıra dizi yorumları paylaşmayı düşünüyorum burada 🙃 


* Tam manasıyla az önce bitirdim diziyi, duygularım taptazeyken kolları sıvayıp dizi hakkındaki düşüncelerimi gireyim dedim. Spoiler içerir yazısına kadar herhangi bir spoiler olmayacak, rahatlıkla okuyabilirsiniz. O zaman başlayalımmm!

29 Ekim 2016 Cumartesi

Levana (Ay Günlükleri #3.5) | Kitap Yorumu

*****
Puanım: 1|1


Yazar: Marissa Meyer
Çevirmen: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur
Yayınevi: Artemis Yayınları

TANITIM:

Ayna, ayna, söyle bana benden güzeli var mı dünya'da? Ya da Ay'da...

İki gezegen arasında aşklarını ne kadar sürdürebilirlerdi kİ?Daha doğrusu, bir gezegen ve Ay arasında. Ya da her neyse. 

Saf kötülüğün bir adı var. Aldatıcı maskelerin ardında gizleniyor ve gücü eline geçirmek için "büyü"sünü kullanıyor. Peki ama Kraliçe Levana kim? Yolu Cinder, Scarlet ve Cress'le kesişmeden yıllar önce, Levana'nın çok farklı bir hikâyesi vardı. Daha önce hiç anlatılmamış bir hikâye... Şimdiye kadar.

New York Times çoksatarı yazar Marissa Meyer, Levana'da büyüleyici kötü karakterinin geçmişini anlatıyor. Aşk ve savaş, ihanet ve ölüm üzerine unutulmaz bir hikâye. Üstelik "Ay Günlüğü" serisinin heyecan dolu final kitabı Winter'ın giriş bölümleri de sizi bekliyor.
*****